Bizi takip edin

Köşe yazarları

Sırtı yerde güreşenin seçim zaferi umudu

->

-> 1.162

Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında Anayasa Mahkemesi kimileri için “sürpriz” tahliye kararı verdi. Gerçi Ağır Ceza Mahkemesi Anayasa Mahkemesini takmadı. Tutuklamaya devam kararı verdi.
Versin. Yine de AYM’nin kararı “önemli”.

Önemli mi gerçekten.
Değil.

Çünkü ve birincisi, şimdi tahliye edilenlerin yarın “hüküm” giyecekleri çok açık. “Tutukluluğu” hak ihlali sayan AYM o zaman ne yapacak? Hiçbir şey. HDP’li vekil Balüken’in “tahliye” imkanı verilen hükümle kalktı bile. Yargının bu tür hükümler vermesinin önünde ne gibi engel var?

İkincisi ve en önemlisi ise, tutuklamalar sürüyor. En başta HDP’liler olmak üzere, ordu içinde “biat etmeyen” subaylar, Cemaat sempatizanları sistematik olarak hapse atılıyor. İki çok bilinen yazar bırakılıyor, akademisyenler içeri atılıyor. Ağızlara verilen bir kaşık bala karşılık bir küp sirke mideleri dolduruyor, zihinleri ekşitiyor.

Yargının ve AYM’nin “kontrol” altında oldğu çok açık. Göreceksiniz bu ve benzeri “iki” bırakıp “yüz” tutuklama hallerine bundan böyle daha sık şahit olacağız. Binlerce siyasi tutuklu içinde iki, üç kişiyi sansasyon yaratarak bırakmanın sonucu, “direnmek yerine umutlanmak” tuzağıdır.

“Direnmek yerine umutlanmanın” en abes örneği “Başkanlık seçiminde” AKP’nin yarıdan bir fazla oy alamayacağı ile ilgili haberlerin yarattığı “ölümcül umuttur.” Güya insanlar “umutsuzluğa” kapılırsa, pasifleşirmiş. O nedenle “umutlar” diri tutulmalıymış. Ne zaman deniyor bu laflar? Halk kitlelerin tam bir pasifliğe yuvarlandığı şartlarda. Onlara “direniş” yolunu gösterenler işte bu “umut duvarının” arkasında sesini duyuramıyor.

Rejime karşı insanlar, amansız tutuklamalar ve en küçük eylemin barbarca bastırılması karşısında “madem işler seçimde hallolacak o halde tutuklanmayı, vurulmayı, yaralanmayı, dayak yemeyi neden göze alalım” demekte. Daha yıkıcı olan şu: L aik, Kemalist ve ulusalcı düşüncelere sahip milyonlar, “eğer seçimlerde rejim sorunu çözülecekse, neden Kürtlerle ittifak kurup, bu ittifaka karşı olan milliyetçi oyları kaybedelim” dye akıl yürütmekte. Böylece “seçimleri kazanacağız” lafı, hem direniş ve hem de ittifak sornunu çöpe atmaya neden oluyor. “Seçimlerden umutsuzluk” değil, “seçimlere duyulan umut halkı pasifleştiriyor ve en geniş demokrasi cephesi düşüncesini anlamsız hale getiriyor.

Umutsuzluğa kapılmak kötüdür.

Ama sorun “umutlanalım” da “neye” umutlanalım, sorusudur. Seçimlerde cennete gitmeyie mi umutlanalım, yoksa cehennemden çıkmak için direnişin mümkün olduğu umudunu mu taşıyalım? Soru bu.

Direnmek için harekete geçecek olan insanlar, bu durumda “seçim ittifakı” tuzağına düşmez; “HDP’yle ittifak bize oy kaybettirir” oyununa gelmez. Aklı başında her CHP’li direniş söz konusu olduğu zaman, “sokaktaki ittifakın” önemini anında kavrar. Sokakta HDP”yle ittifak seçimlerden farklı olarak, her sokağa çıkana bir HDP’linin eşlik etmesi demek olduğu için, direnecek olan halk “seçimde kazanmak için, sokakta çoğalmak zorundayız” der.

Bu köşede defalardır bugünkü “pasif bekleyiş” halinde Saray rejiminin, muhalefet yüzde altmış oy alsa bile iktidarı bırakmayacağı yazıldı. Bırakmaz.. Son bir yıl içinde bu ülkede iki buçuk milyon insan silah ruhsatı aldı. Bir iddiaya göre eli silah tutacak nüfusun yarısı şu anda silahlı. Bu silahlı kişiler, son kararnameyle, en küçük bir işaret aldıklarında “sokağa” çıkacaklar.

Ortada parlamento yoktur faşis bir dikta rejimindeyiz, “merkezden planlanmış bir kontrollü iç savaş” tehdidi altındayız. bekleyerek kazanma ihtimali” sıfırdır. Bu durumda “bin kişiyi tutuklayıp, üç kişiyi bırakma”ya bakarak, kamuoyu araştırmalarındaki oy oranlarıyla çelik çomak oynayarak “seçim gününü” beklemek, sırtı yerde güreşmekten farksızdır.

Bedel ödemeyi göze almış olan her HDP’li, Türkiye’nin Batısında görüştüğü CHP’li ya da Kemalist ya da yurtsever insanlara, “direnmek ve diremek için de birleşmek gerektiğini” anlatmalıdır. Rejimin saldırmakta tereddüt edeceği talepler etrafında yereldeki her direniş, o direniş içinde faşizme karşı direnişe dönüşür.
Yani “umut” var. Karamsarlık yok.